Skolyoz

Prof. Dr. Cüneyt Şar
0212 225 05 65

 

Omurga Deformitesi Nedir?

Gövdeye  önden veya arkadan bakıldığında omurga normalde düz bir hat üzerindedir. Baş, göğüs kafesi ve kalçalar  bu hat üzerinde simetrik olarak yer alırlar. Gövdeye yandan bakıldığında  ise omurgada birbirini dengeleyen eğrilikler görülür . Boyunda bir çukurluk, göğüs bölgesinde hafif bir kamburluk , bel bölgesinde ise yine bir çukurluk bulunmaktadır.  Bu sayede akciğerlere gerekli yer açılmış olur  ve gövdenin ağırlık merkezinin belli bir noktada kalması sağlanır. 

Omurganın ön-arka doğrultuda yana doğru eğrilmesine skolyoz adı verilir. Yandan bakıldığında normalde  olan eğriliklerin artması veya azalması da diğer bir omurga deformite çeşidini oluşturur. Bu, genellikle göğüs bölgesindeki kamburluğun artması şeklinde ortaya çıkar ve kifoz  adını alır.

Skolyozun nedenleri ?

% 85 gibi büyük bir kısmının nedeni bilinmemektedir, ve bu nedenle idiyopatik (nedeni bilinmeyen)  skolyoz  adını almaktadır. En sık genç kızlarda, ergenlik çağının hızlı büyüme döneminde ortaya çıkar. Nedenini bildiklerimizin başında ise doğuştan  (konjenital) olanları gelir. Omurganın daha anne karnındaki gelişimi sırasında bir takım etmenlere maruz kalması nedeniyle oluşur. Doğuştan itibaren vardır ve bazı tipleri büyüme süresince ilerleme gösterir. Bunu dışında çeşitli kas ve sinir hastalıklarına bağlı gelişen skolyozlar da görülebilir. 

İdiyopatik Skolyozun Belirtileri Nelerdir ? 

Genellikle sırtta görülen asimetri ile farkedilirler. Bir omuz diğerinden daha yüksekte olabilir. Bir kürek kemiği diğerine göre daha yüksekte ya da daha belirgin olabilir. Beldeki  kavislerin simetrisi bozulmuştur. Bir kalça diğerine göre daha yüksek ya da daha belirgin görünebilir. Baş ve göğüs kafesi leğen kemiği ve kalçalara göre bir tarafa doğru kaymıştır. 

Skolyozda bel ve sırt ağrısı sık karşılaşılan bir bulgu değildir. Eğriliğe ağrının da eşlik ettiği durumlarda omurganın ve içinden geçen omuriliğin iltihabi hastalıkları ve tümörleri akla gelmelidir

Öne eğilme testi

Hastanın arkasına geçilerek bakılırken omurgası yere parelel hale gelene kadar öne eğilmesi istendiğinde sırtının bir tarafı diğerine göre daha yüksek görülür.

Radyolojik inceleme

Skolyoz şüphesi bulunan bir hastada ortoröntgenografi  adı verilen inceleme yapılır. Bu, hasta ayakta dururken baş, gövde ve kalçaları tek bir film kasedi içine alacak şekilde yapılan bir radyolojik incelemedir. Çekilen film üzerinde deformitenin derecesi ölçülür.  

Skolyozun hastaya etkisi 

Hafif eğrilikler hastanın hayatına önemli bir etkide bulunmaz. Büyüme çağında ortaya çıkan eğriliklerin ilerleme riski bulunmaktadır. Bunların büyüme süresince yakın takibi gerekir. Belirli bir dereceden sonra vücudun görünümü bozulur ve çocukta önemli psikolojik bozukluklara, sakatlık hissinin oluşmasına neden olur. Akciğerlere olan olumsuz etkisi ancak çok ileri derecedeki eğriliklerde  ortaya çıkar. Skolyozlu hastalarda erişkin yaşlara geldiklerinde bel ve sırt ağrısı problemleri daha fazla görülür.

Tedavi prensibi

Oluşan deformitenin kendiliğinden düzelmesi veya  bulunduğu dereceden geriye doğru alınaması söz konusu değildir. Eğrilik hayat boyu var olacaktır. Tedavinin prensibi eğriliği kabul edilebilir sınırlarda tutmak, kabul edilebilir sınırlar aşıldığında ise cerrahi tedavi ile düzeltmek şeklinde özetlenebilir.  Tedavi skolyozun tanındığı andaki derecesi ve çocuğun kalan büyüme süresine göre düzenlenir.

Korse tedavisi

Büyümenin devam ettiği olgularda eğriliğin cerrahi sınırları aşmasını önlemek amacıyla kullanılabilir. Korse takıldığında elde edilen düzelme, çıkarıldığında kaybolur, eğrilik eski değerine döner. Burada amaç başlangıç değerini korumaktır. Kemik gelişmesini tamamlamış bir çocuğa korse verilmesi gereksizdir.

Egzersiz ve yüzme?

Skolyozun egzersiz ile düzeldiğini gösteren bir kanıt yoktur.  Korse kullanan çocuklarda adale tembelliğini önlemek amacıyla verilir.

Cerrahi tedavi

Büyüme dönemindeki çocuklarda ilerleyen eğrilikler ve kabul edilebilir sınırın aşıldığı olgular cerrahi tedavi ile düzeltilir. Bu sınır genellikle göğüs bölgesinde  40 derece, bel bölgesinde 35 derecedir.

Cerrahi tedavide ne yapılır ?

Cerrahi tedavinin prensibi eğriliğe katılan omurlara vida ve çubuklardan oluşan implantlar yerleştirerek eğriliği düzeltmek, düzeltilmiş bölgedeki omurların birbirleri ile kaynaşmasını (füzyon) sağlamaktır. Bu işlem yapılırken mümkün olduğunca az sayıda omur füzyona dahil edilmeye çalışılır. 

Günümüzde standartlaşmış olan girişim sırttan yapılan düzeltme işlemidir. Kullanılan temel implant pedikül vidasıdır. Her bir omura pedikül adı verilen küçük bir kemik bloğun ortasından geçerek gönderilen bu vida ile gerekli tutunma noktaları oluşturulur . Bu vidaların sıhhatli olarak

yerleştirilmesinde cerrahi tecrübenin önemi büyüktür. Çünkü bu küçük kemik bloğunun civarında hayatiyet taşıyan anatomik yapılar bulunmaktadır. 

Cerrahi tedavi sonrası

Geçmişte tedavi sürecinde yaşanan komplikasyonların fazla olması günümüzde de cerrahi tedavi  kararı verildiğinde hala ailelerin ciddi korkulara kapılmalarına neden olmaktadır. 80 li yıllara kadar gerçekten bu girişimler 8-10 saat süren, 10-12 ünitelik transfüzyon gerektirecek kadar kanamalı geçebilen, hastaların uzun süre yoğun bakımda kalmalarını gerektiren ağır ameliyatlar olarak hafızalarda yer etmiştir. Günümüzde ise bu girişimler cerrahi süresi 2-3 saate inen, bazen kan transfüzyonu bile gerektirmeyecek kadar az kanamalı geçen, % 100 düzelmenin elde edildiği, 1 hafta içinde normal hayata dönülen en başarılı döneminde bulunmaktadır.

Hastalar ameliyatın sonrasında 2 günde ayağa kalkmakta, 4. günde evine gönderilmekte, 3.haftadan sonra okula gitmelerine izin verilmektedir. Spora dönüş ise yapılan girişimin büyüklüğü ile ilgili olmakla birlikte, yüzme gibi bir aktiviteye 4. Haftadan sonra izin verilebilmektedir.